Teknolojik gelişmeler ve dönüşen günlük yaşam ile insanların birbirlerine karşı tutumlarında değişiklikler görülmektedir. Kent hayatındaki hareketli yaşantı, insanların bireyselleşmesine ve yalnızlaşmasına sebep olmaktadır. Bu durum da insanların günlük koşuşturmaları içerisinde birbirlerinden bağımsız bir şekilde amaçlarına ulaşmaya yönelik bir girişim içerisinde olmalarına yol açmaktadır. Bu yaşantı, toplumda değerlerin önemini yitirmesine ve seküler toplumda değerlerin yok olacağı ile ilgili düşüncelerin yaygınlaşması sonucunu doğurmuştur. Ancak bu durum da insanların nihai olarak birbirlerine ihtiyaçlarının olduğu ve geçmişten günümüze nesilden nesle aktarılan değerlerin bir gereklilik olarak insanların yaşamlarında var olması gerektiği düşüncesini beraberinde getirmiştir. Buna istinaden günümüz akademik ortamlarda genellikle eğitim ve ilahiyat boyutu ön planda olan değerlerin aslında yaşamın her alanında bir karşılığının olduğunu bizlere göstermiştir. Bu sebepten FARKLI DİSİPLİNLERİN PERSPEKTİFİNDEN DEĞERLER’in ele alınması gerekli görülmüştür. Kitabın birinci bölümünde Özgür Tutal, değerler ve eğitim ilişkisini okul, aile ve toplumsal yaşamda değerler eğitimi bağlamında irdelemiştir. İkinci bölümünde Saim Gündoğan ve Bilal Kartal değerleri din ve psikoloji yönüyle ele alarak konuyu emanet kavramı özelinde açıklamıştır. Üçüncü bölümünde Neşe Ataman Bor değerleri halk sağlığı özelinde ele almıştır. Dördüncü bölümünde Yunus Eroğlu değerleri sosyolojik yönüyle ele alarak sosyal inşacı bir perspektifle değerler hakkında açıklamalar yapmıştır. Beşinci bölümde Engin Korkmaz siyaset biliminin kapsamına aldığı değerler hakkında analizlerde bulunmuştur. Altıncı bölümde Sevda Kartal değerleri çocuk gelişimi yönüyle ele alarak 21. yüzyılda erken çocukluk ile değerler ilişkisi özelinde açıklamalar yapmıştır. Yedinci bölümde Merve Kumru değerleri beslenme yönüyle ele almış ve konuyu yaşlılar özelinde açıklamıştır.